Hakas Türklerinin kahramanlık destanlarındaki kadın yiğittir. Halkına han olmuş, yurdunu yeraltından gelen düşmanlara karşı savunmuş ve adını taşıyan destana konu olmuştur. Türk anlatı geleneğindeki alp kız tipinin en gelişmiş örneklerinden sayılır.
Onu bir savaşçıdan fazlası yapan yan, taşıdığı kam nitelikleridir. Şekil değiştirir, havaya karışır, ölüyü diriltir, hastayı iyileştirir ve büyü yapar. Düşmanlarını çoğunlukla kaba güçle değil kurnazlıkla yener. Destan bunu, üzerine bir damla kan bulaşmadan kazandığını söyleyerek anlatır.
Adı
Adın ikinci parçası olan arığ, Hakas dilinde temiz ve saf demektir. Hakas destanlarındaki kadın kahramanların adlarında sık geçen bir sözcüktür. Altın Arığ ve Ah Çibek Arığ destanlarının adları da bu sözcüğü taşır. İlk parçanın anlamı ise açıklığa kavuşmuş değildir.
Adının veriliş biçimi, Türk destan geleneğinde alışılmışın dışındadır. Oğuz anlatılarında ad, kahraman bir yiğitlik gösterdikten sonra başkası tarafından konur. Bamsı Beyrek ile Basat adlarını böyle almıştır. Huban Arığ ise kendi adını kendisi koyar. Destan onu daha ilk anından başlayarak kendi kararını veren bir kişi olarak kurar.
Doğumu ve Görünüşü
Uzun süre çocuğu olmayan yaşlı bir ana babanın çocuğudur. Annesi Hıyan Arığ, babası Hara Han'dır. Bu ad Türkiye Türkçesinde Kara Han biçiminde de yazılır.
Destan sahnesine dörtnala gelen bir kız olarak çıkar. Arkasında altmış, omzunda elli saç örgüsü vardır ve üstünde kızıl ipek gömlek bulunur. Bakışları kartal gibi yakıcı, puhu kuşu gibi derin diye anlatılır. Bir kulağı yeraltını, öbür kulağı yer üstünü dinler. Bu ayrıntı, onun iki dünyayı birden duyabilen bir kişi olduğunu baştan bildirir.
Atı, savaş giyimiyle birlikte yaratılmıştır. Ön yanının ayı aydınlattığı, arka yanının güneşe gölge bıraktığı söylenir. Türk destanlarında at ile yiğidin birlikte var olması yaygın bir kalıptır. Aynı düşünce Köroğlu'nun atı Kırat'ta da görülür.
Han Oluşu
Babasının ölümünden sonra halkının başına geçer ve han olur. Kendisine talip olan yiğitleri geri çevirir, kararına karşı çıkanları öldürür.
Bu bölüm destanın en çok anılan yanıdır. Kadın kahraman evlenerek bir yiğidin yanına geçmez, kendi başına yönetir. Türk destanlarındaki kadın kahramanların çoğu bir eşin yanında dururken burada yönetme yetkisi doğrudan onun elindedir.
Silahları ve Yoldaşları
Elindeki nesnelerin her biri olağanüstüdür. Hosto adlı sihirli okuyla haberleşir. Kistik denen altın hançerinin içinde Han Hartığa'nın oğlu Altın Hus gizlidir. Ayrıca altın bir köpeği vardır.
Yalnız savaşmaz. Kadın savaşçı Kök Nincil ile kam Tolğay ona yol gösterir. Destanın kam geleneğine yaslanan yanı en çok bu ikinci yoldaşta görünür. Yiğidin yanında bir silah arkadaşı kadar bir bilen kişi de bulunur.
Yeraltı Savaşları ve Sonu
Düşmanlarının çoğu yeraltındandır. Yeraltı, Türk anlatısında Erlik'in yönettiği dünyadır ve Huban Arığ oraya inip savaşır. İlk büyük çarpışması Kök Molat ile Kögetey Mirgen'e karşıdır.
Son bölümde yeraltında Hara Moos ile karşılaşır. Yoldaşlarından ayrı düşer ve yalnız kalır. Gücü tükendiğinde orada can verir.
Destan burada bitmez. Daha önce kurtardığı Ah Ölen ile Kök Ölen sağ kalır, onun yarım bıraktığı işi tamamlar ve bozulan düzeni yeniden kurar. Kahramanın ölümüyle işin sürmesi ayrı ayrı anlatılır. Yapılan iş, yapanın ömründen uzun sayılır.
Kaynaklardaki Durumu
Destan Hakas destan anlatıcısı Semön Şılbayev'in ağzından derlenmiştir. Kayda geçiren Alevtina Maytakova, Türkiye Türkçesine aktaran Timur Davletov'dur. Metin 2006 yılında yayımlanmıştır.
Hakas destanları, Türk dünyasında kadın kahramanlı örneklerin en çok toplandığı gelenektir. Derlenmiş Hakas destanları içinde baş kahramanı kadın olanlar, erkek olanlardan daha çok ilgi görmüştür. Huban Arığ'ın yanı sıra Altın Arığ, Ay Huucin ve Ah Çibek Arığ destanları da Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.
Metnin bir başka özelliği, mitolojik ögelerin kahramanlık ögelerinden ağır basmasıdır. Bu yönüyle geç dönem destanlarından çok erken dönem örneklerine yakın durur.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Kendisine talip olanı sınayan ve yenemeyeni geri çeviren kadın Türk anlatısında başka yerde de vardır. Bamsı Beyrek'in evleneceği Banı Çiçek, onunla ok atışıp güreşmeden razı olmaz. Aradaki fark sonucun ne getirdiğidir. Orada sınav evlilikle biter, Huban Arığ'da ise talip olanların geri çevrilmesiyle.
Yunan anlatısındaki Atalante ile koşutluk daha da yakındır. O da kendisiyle yarışmayı göze alan talipleri koşuda yener ve yenilenleri öldürür. İki anlatı da evlenmeyi bir yenilgi sayan kadın kahraman düşüncesi üzerine kuruludur.
Yeraltına inip orada ölmesi bakımından ise Sümer anlatısındaki İnanna ile karşılaştırılabilir. O da aşağı iner, orada öldürülür ve cesedi asılır. Ayrıldıkları yer dönüştür. İnanna yaşam suyuyla diriltilip yukarı çıkar, Huban Arığ ise geri dönmez. Türk anlatısı kahramanın ölümünü geri alınabilir bir şey saymaz, onun yerine işini sürdürecek olanları bırakır.