Biçura, Tatar ve Başkurt inancında evlere yerleşen huysuz ve kaprisli bir varlıktır. Ocağın arkasında, kilerin taban tahtaları altında ya da çatı arasında yaşar. Evde oturan ama evin sahibi sayılmayan bir konuktur. Bu yönüyle Ev İyesi'nden ayrılır. Ne yer altının korkulan kara ruhları gibi bütünüyle kötüdür ne de gökten gelen iyicil bir güçtür. Kime ne zaman iyilik, kime ne zaman kötülük edeceği bilinmez.
Tatar halk inancında ayrıntısıyla anlatılan bir figürdür, hakkında derlenmiş çok sayıda hikâye ve deyim vardır. Başkurtlarda Bisura adıyla anılır, Batı Sibirya Tatarları ise ona sarı saçlı anlamına gelen bir adla seslenir.
Adı
Adın kökeni için birkaç açıklama ileri sürülür. İlkine göre ad bey anlamındaki bi ile kul, köle anlamındaki çura sözcüklerinden kurulmuştur ve kölelerin beyi demektir. Bir başka açıklama çura sözcüğünü eski Türkçede ve Çuvaşçada aile anlamına gelen bir kökle ilişkilendirir. Baştaki bi olumsuzluk eki sayılırsa ad ailesiz, bey anlamında okunursa ailenin beyi olur. Başkurtçada bisa sözcüğünün kadın anlamına gelmesinden yola çıkılarak Bisura'nın dişi bir ruh olduğu da öne sürülür. Ad, 16. ve 17. yüzyıl Tatar kayıtlarında Bayçura biçimiyle de yazılan bir bey adı olarak geçer.
Görünüşü
Çoğu anlatıda kadın suretinde görünür. Boyu bir iki arşını geçmez, başında eski bir Tatar kadın başlığı olan irpak vardır. Başlığı toza ve yağa bulanmıştır, uçlarından biri omzunun önüne, biri arkasına sarkar. Kırmızı giyindiği anlatılır. Başkurtlar onu kırmızı gömlekli, açık renk saçlı, alnının ortasında tek gözü olan küçük bir insan olarak tasvir eder. Başkurt anlatısında cinsiyeti sabit değildir, erkeğe kadın, kadına erkek olarak görünür. Kamçıdan ve silahtan korkar. Tatarların bir bilmecesi onu ocak başında beli bağlı oturan bir şey olarak anar, cevabı kvas fıçısıdır.
Evdeki Huyu
Bir gece ruhudur. Durup dururken bağırır, güler, gürültü çıkarır, kvas fıçısını devirir. Uyuyanın üstüne ocak arkasından çizme, odun ya da tuğla atar, kimi zaman onu yatağından alıp başka bir yere taşır. Şakalarını çoğunlukla evin erkeklerine yapar. Anahtar, iğne, bıçak ve makas gibi eşyaları sever, bunları saklar ya da yerlerini değiştirir. Kaybolan bir şey için Tatarlar Biçura mı çaldı? diye sorar. Gece kilitli kapıyı açtığı, açık kapıyı kilitlediği de anlatılır. Saygısızlık görürse uyuyanın üzerine çöküp onu boğar, bu yönüyle Karakura'ya yaklaşır.
Yemeğe düşkündür, evde yenmeden kalan her şeyi o yer. Kimi köy evlerinde ona ayrı bir oda bırakılır, geceleyin oraya bir tabak yemek konur ve tabak sabah boş bulunur. Kızdığında tabağı kırar, yemeği yere saçar ve evi uzun süre terk eder. Tozlu, kirli yerleri sever, temizlikten hoşlanmaz. Bu yüzden ondan korunmanın ilk şartı evi temiz tutmaktır. Ev İyesi ise yalnızca temiz evlere yerleşir ve onun bulunduğu evde Biçura barınmaz. Biçura eve bacadan girer, ocağı uzun süre yakılmayan evlere dadanır. Tatarların yeni bir evde işe ocağı yaparak başlamaları bununla açıklanır.
Uzun kış gecelerinde ip eğirmek için toplanan kızların da gözü üzerindedir. İşi beğenmezse çıkrığın üstüne oturup ipleri karıştırır ve düğümler. Bozduğu işi düzeltmeye kalkan hastalanır, bu yüzden yarım kalan iş çıkrıkta bırakılmaz. Hoşnut olduğu evde ise ev sahibine bütün torunlarına çorap örmeye yetecek kadar ip eğirdiği anlatılır.
Bereket ve Yangın
Sevdiği ev sahibinin malını çoğaltır. Tatarlarda Biçuralı ev bereketli evdir sözü bu inançtan kalmadır. Ama getirdiği bolluk helal sayılmaz. Biçura parayı komşulardan çalar, ev sahibinin atlarını komşu ambarlarından aşırdığı yulafla besler. Bu bolluk geldiği gibi bir anda gider, Biçura'nın terk ettiği ev yoksullaşır. Bir anlatıda onun sayesinde zenginleşen bir molla, Biçura'dan bıkıp büyücü bir kadına onu kovdurur. Aynı gece mollanın evi, ahırı ve hayvanları yanar, komşu evlere kıvılcım bile sıçramaz.
Yerleştiği evden çıkarılması güçtür. Gönlü sunu ve sadakayla alınır, son çare olarak eve bir ayı sokulur, ayıyı gören Biçura kaçar. Kimi zaman evi değiştirmekten başka yol kalmaz. Biçura'yla düşman olunan evde yangın çıktığına inanılır. Öte yandan hane halkına bağlıdır. Yaklaşan bir felaketi gürültüyle haber verir, evde biri ölecekse bunu bir çığlıkla önceden duyurur.
Benzer Varlıklar
Kırmızı giysisi, çoğunlukla dişi oluşu ve karşısındakine göre cinsiyet değiştirmesi Biçura'yı Albıs'a yaklaştırır. Başkurtlar arasında ormanda yaşayan, sarı elbiseli bir kadın kılığında erkekleri yanına çekip zenginleştiren bir Biçura tipi de anlatılır. Bu tip, adları da birbirine benzeyen orman varlıkları Şürele ve Arçura ile aynı çevreye düşer.
Japon inancındaki Zaşiki Waraşi, eski evlerde yaşayan çocuk kılıklı bir ruhtur. Bulunduğu ev zenginleşir, evi bıraktığında aile çöker. Biçura'yla ortak yanı, evin bereketini kendi varlığına bağlamasıdır. Ayrıldıkları yer de bu yüzden yoksullukla anılır.