söylence
/sümer/urşanabi
_

Urşanabi

Urşanabi — Sümer Mitolojisi
Urşanabi.
Sursunabu, Amel Ea olarak da bilinir.
Gılgamış'ı ölüm sularından geçiren kayıkçı.

Ölüm sularının kayıkçısıdır. Tufandan sağ kalıp tanrılarca ölümsüz kılınan adamın hizmetinde çalışır ve dünyanın ucundaki o kıyıya ancak onun kayığıyla varılır. Adı Gılgamış destanının onuncu tabletinde çıkar. Kralın ölümsüzlük arayışındaki son eşiği açan kişidir.

Ad Sümerce metinlerde geçmez, Akadça destanın kişisidir. Yine de ad Sümerce kurulmuştur. Baştaki ur öğesi kul anlamına gelir, ardından gelen işaret ise kırk sayısı ya da üçte iki kesri diye okunabilir. Kırk, Enki'nin sayısıdır ve iki dilli bir ad listesi kayıkçıyı Ea'nın adamı diye açıklar. Ea, Enki'nin Akadça adıdır. Bu okuyuşa göre ad, suların tanrısının kulu demeye gelir. Üçte iki okuyuşunu benimseyenler ise adı, üçte ikisi tanrı sayılan Gılgamış'a bağlar. Eski Babil döneminden kalan bir parçada aynı kişi Sursunabu adıyla anılır, sonraki kopyalarda bu biçim düşer.

Taştan Olanlar

Kayıkçı, kıyıdaki ormanda taştan olanlar diye anılan yardımcılarla birlikte bulunur. Bunlar kayığın tayfasıdır ve ölüm sularının kayığa da içindekine de dokunmadan aşılmasını sağlarlar. Ne oldukları bugün kesin bilinmez. Kimi çalışmalar onları taştan yontulmuş insan biçimli varlıklar sayar, kimi çalışmalar ise kayığın parçalarını, dümen küreklerini, çapa taşlarını ya da koruyucu muskaları anlar. Destanın Hitit dilindeki uyarlamasında kayığı yüzdüren iki heykel olarak görünürler.

Enkidu'nun ölümünden sonra ölümü yenmenin yolunu arayan Gılgamış, deniz kıyısındaki meyhaneci Siduri'nin caydırıcı sözünü dinlemez ve karşıya geçmenin yolunu sorar. Ormanda taştan olanlarla karşılaşınca onları düşman sanıp baltasıyla kırar. Gürültüyü duyup gelen Urşanabi'nin karşısında, geçmesine yardım edeceği adam geçişin tek aracını kendi eliyle yok etmiş durumdadır. Kralın öbür serüvenlerinde işe yarayan güç burada önündeki engeli büyütmekten başka bir şey yapmaz.

Ölüm Sularının Geçilişi

Urşanabi öfkelenmez, yol gösterir. Ormana inip üç yüz sırık kesmesini söyler. Her sırık altmış arşın uzunluğunda olacak, ucu halkalanacak ve ziftlenecektir. Kayık suya indiğinde kural tektir. Sırıkla dipten itilir, ıslanan sırık bırakılıp yenisine geçilir ve elin suya değmesine izin verilmez. Ölüm suları adını dokunanı öldürmesinden alır.

Sırıklar geçiş bitmeden tükenir. Gılgamış bir giysiyi kollarıyla gerip yelken yapar, kayık böylece karşı kıyıya varır. Bir buçuk aylık yol üç günde alınır. Bu hız kralın gücünü gösterir, ama vardığı yerde gücün karşılığı yoktur.

Sularla ayrılmış bir öte yakayı ve oraya götüren tek kayıkçıyı anlatan bir başka figür Yunan mitolojisindeki Karon'dur. Aradaki fark taşınanlardadır. Karon ölüleri geçirir ve her biri için ücretini alır. Urşanabi ise yaşayan tek bir adamı ölümsüz birinin yanına götürür ve bu yüzden işinden olur.

Sürgün

Karşı kıyıda Gılgamış, Sümerce metinlerde Ziusudra, Akadça destanda Utnapiştim adıyla geçen adamı bulur. Adam ona ölümsüzlüğün bir daha verilmeyeceğini anlatır ve uyanık kalma sınavını koyar. Kral daha ilk gece uykuya dalıp sınavı kaybedince ölümsüz adam kayıkçıya döner ve onu görevinden eder. Bundan sonra kıyı ona kapalıdır, kayığı bir daha o suya inmeyecektir. İşlediği suç, geçirilmemesi gereken birini geçirmektir.

Sürgün kararı Urşanabi'yi kralın yol arkadaşına çevirir. Ölümsüz adam ona Gılgamış'ı yıkanma yerine götürmesini, üstündeki postu attırıp temiz giysi giydirmesini buyurur. Kral kirini bırakır, saçını temizler ve kente yakışır bir adam olarak kayığa biner. Ayrılırken ölümsüz adamın karısı araya girer, konuğun eli boş dönmemesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine denizin dibinde yaşlıyı gençleştiren bir bitkinin bulunduğu açıklanır.

Gılgamış ayaklarına taş bağlayıp dibe iner ve bitkiyi koparır. Dönüş yolunda serin sulu bir gölette yıkanırken bir yılan kokuyu alıp bitkiyi götürür, giderken de derisini bırakır. Kral olan biteni Urşanabi'nin yanında görür. Oturup ağlar ve bütün emeğinin bir yılana yaradığını ona söyler. Destanın en çıplak yenilgi sahnesinde tek tanık kayıkçıdır.

Uruk'a Dönüş

İkisi Uruk'a varır ve destan, kralın kayıkçıya surları göstermesiyle biter. Gılgamış ona duvarın üstüne çıkmasını, temeli yoklamasını ve tuğla işine bakmasını söyler. Kentin ölçüsünü sayar, İnanna'nın tapınağını, tarlaları ve hurmalıkları gösterir. Aynı sözler destanın ilk satırlarında da geçer, anlatı böylece başladığı yere döner.

Bu kapanış Urşanabi'ye bir görev daha yükler. Kral ölümsüzlüğü bulamamıştır, ama arkasında duran kenti gösterecek birine ihtiyacı vardır. Kayıkçı burada artık taşıyan değil, tanıklık edendir. Anlatının sonunda okur da onun durduğu yerde durur.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 8 madde, aralarında 24 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.