Sümer mitolojisinde dağların ardındaki Aratta ülkesinin beyidir. Uruk kralı Enmerkar ile Aratta arasındaki çekişmeyi anlatan iki Sümerce şiirden ikincisinde geçer. Bu şiir, İnanna'nın iki kentten hangisini yeğlediği üzerine kurulan bir yarışı ve bu yarışta bir büyücüyle bilge bir kadının karşılaşmasını anlatır.
Adın çivi yazısındaki okunuşu kesin değildir. Eski okuma Ensuhgirana'dır, sonraki çalışmalar Ensuhkeşdanna okumasını önerir ve iki biçim bugün yan yana kullanılır. Şiirde kral diye değil, Sümercede hem rahip hem yönetici anlamı taşıyan en unvanıyla anılır. Birinci şiirdeki Aratta beyinin adı verilmediği için ikisinin aynı kişi olup olmadığı bilinmez.
Meydan Okuma
Ensuhgirana Uruk'a bir ulak yollar ve Enmerkar'dan boyun eğip kendi boyunduruğunu taşımasını ister. Dayanağı İnanna'dır. Enmerkar tanrıçayı ancak düşünde görürken kendisinin onunla Aratta'daki Ezagin tapınağında oturduğunu, süslü yatağında yattığını ve onunla yüz yüze konuştuğunu söyler. Buna kazları arpayla beslemek üzerine, anlamı tam çözülemeyen bir övünme ekler.
Enmerkar'ın yanıtı aynı sertliktedir. Tanrıçanın asıl kendisini seçtiğini, Enlil'in kendisine gerçek tacı ve asayı verdiğini, Ninurta'nın onu kucağında tuttuğunu söyler. İnanna'nın Uruk'u bırakıp Aratta'ya gitmeyeceğini bildirir ve kaz sözünü de tersine çevirip Ensuhgirana'ya geri yollar.
Hamazili Büyücü
Yanıtı alan Ensuhgirana rahiplerini toplayıp onlara danışır. Meclis, kavgayı ilk başlatanın kendisi olduğunu söyler ve öfkesini yatıştırmasını öğütler. Bey bunu dinlemez, kenti yıkıntıya dönse de Uruk'a boyun eğmeyeceğine ant içer.
Bu sırada Hamazi yıkıldıktan sonra Aratta'ya sığınmış bir büyücü, Urgirnuna ortaya çıkar. Vezir Ansigaria'ya Uruk'u Aratta'ya bağlayacağını, mallarını gemilerle yollatacağını söyler. Haberi alan Ensuhgirana sevinir ve büyücüye beş mina altınla beş mina gümüş verir.
Urgirnuna, Nisaba'nın kenti Ereş'e gider. Ahırdaki ineği ve ağıldaki keçiyi konuşturur, ardından sütlerini ve yağlarını keser. Buzağılarla oğlaklar aç kalır, yayıklar boş durur. Aynı anneden doğma iki çoban, inekleri ve keçileri güdenler, yardım için Utu'ya yakarır.
Boyun Eğiş
Büyücünün karşısına bilge kadın Sagburru çıkar. İkisi Fırat kıyısında karşılaşır ve suya balık yumurtası atarak sırayla hayvan çağırırlar. Urgirnuna'nın çıkardığı iri sazanı kadının kartalı, koyunla kuzuyu kurdu, inekle buzağıyı aslanı kapar. Dağ keçisiyle yaban koyununu bir pars, ceylan yavrusunu bir kaplan alır götürür.
Yenilen büyücü bağışlanmak ve Aratta'ya dönmek için yalvarır. Sagburru, Nisaba'nın kentine dokunmanın bağışlanmayacak bir suç olduğunu söyler, onu Fırat'a atar ve canını alır.
Haberi duyan Ensuhgirana Enmerkar'a ulak yollar. Onun İnanna'nın sevgili beyi olduğunu, tanrıçanın onu kendi kucağı için seçtiğini kabul eder. Enmerkar'ı ağabeyi sayar ve ona hiçbir zaman denk olamayacağını söyler. Şiir Nisaba'ya övgüyle kapanır.
Anlatıdaki Yeri
Şiir Uruk'un gözünden yazılmıştır ve Ensuhgirana'ya düşen rol, Uruk'un üstünlüğünü sonunda kendi ağzıyla onaylayan karşı taraf olmaktır. Yarış yine silahla değil sözle ve büyüyle yürür. Bu kez sonucu bir kral değil, bilge bir kadın belirler.
Aratta'nın yeri bugün de bilinmediği gibi Ensuhgirana'nın tarihsel bir kişiye dayanıp dayanmadığı da belli değildir. Kişiliği yalnızca Enmerkar'ın şanını anlatan bu şiirden tanınır.