Bukhis, Mısır mitolojisinde Armant'ta, Yunanların Hermonthis dediği kentte beslenen kutsal boğadır. Savaş tanrısı Montu'nun ka'sının, yani yaşam gücünün yeryüzündeki canlı bedeni sayılır. Bukhis adı, Mısırca Bakha adının Yunanca söylenişidir. Tek bir hayvanın değil, birbiri ardından seçilen boğaların ortak adıdır. Biri ölünce yerine aranan işaretleri taşıyan yenisi bulunur.
Memfis'teki Apis ve Heliopolis'teki Mnevis ile birlikte Mısır'ın üç büyük kutsal boğasından biridir, ama aralarında en geç ortaya çıkanı odur. Tapımı firavunlar çağının sonlarına doğru belirir ve Ptolemaioslar döneminde en parlak zamanını yaşar. Yukarı Mısır'da Montu adına daha önce beslenen dört ayrı boğa tapımının birleşmesinden doğduğu düşünülür.
Görünüşü
Seçilecek boğanın gövdesi ak, yüzü kara olmalıdır. Kimi tasvirlerde gövdesi çizgili de gösterilir. Kabartmalarda boynuzlarının arasında güneş kursu, kursun üstünde Montu'nunkine benzer iki uzun tüy taşır. Roma çağının yazarları bu boğa üstüne şaşırtıcı söylentiler aktarır. Anlatılana göre rengi her saat değişir, postundaki kıllar da öbür hayvanlarınkinin tersine doğru uzar. Bu ters kıllar, evrenin dönüşüne karşı yol alan güneşin bir simgesi diye yorumlanır.
Ra ile Bağı
Bukhis yalnız Montu'ya bağlı değildir. Apis nasıl Ptah'ın ba'sı sayılıyorsa, Bukhis de Ra'nın yaşayan ba'sı diye anılır. Aynı unvanı taşıyan Mnevis ile bu yoldan yakınlaşır. Teb'in baş tanrısı Amon ile kurulan bağ, kimi metinlerde onu yaratılışın ilk tanrıları arasına bile yerleştirir.
Roma çağının yazarları da Armant'taki boğanın güneşe adandığını ve kentin görkemli tapınağında beslendiğini yazar. Yunanlar Montu'yu güneşle bağı yüzünden Apollon ile eşlediği için bu yazarlar o tapınağı Apollon tapınağı diye anar.
Boğanın annesi da kutsal sayılır. Ona Ra'yı doğuran büyük inek unvanı verilir ve Amon'un eşi Amaunet ile bir tutulur.
Tahta Çıkış Töreni
Yeni bir Bukhis bulunduğunda büyük bir törenle Armant'a getirilir ve kent halkı onu sevinçle karşılar. Ölen boğaların mezar taşları her birinin nerede doğduğunu, kente ne zaman getirildiğini, annesinin adını ve ne zaman öldüğünü gün gün kaydeder. Bu taşlardan biri, MÖ 51 yılında yeni boğanın Amon'un kutsal kayığıyla Armant'a götürüldüğünü ve kraliçenin bu yolculukta bizzat yer aldığını anlatır. Taşta adı yazılmayan bu kraliçenin VII. Kleopatra olduğu genellikle kabul edilir. Tören onun saltanatının kayda geçmiş ilk işlerinden biri sayılır.
Ölümü ve Gömüsü
Ölen boğa mumyalanır ve Armant'ın kuzeyinde, çöl kıyısındaki yeraltı mezarlığına gömülür. Bukheum adı verilen bu mezarlık, Memfis'teki Apis mezarlığı örnek alınarak kurulmuştur. Birbirine bağlanan yeraltı geçitleri boyunca dizilen odalarda büyük lahitler durur. Mumyalar tahtalara metal kenetlerle tutturulmuş, yapma gözler takılmış, yer yer altın varakla kaplanmıştır. Boğaların anneleri da yakındaki ayrı bir mezarlığa gömülür.
Bilinen ilk gömü, II. Nektanebo'nun saltanatının on dördüncü yılına, MÖ dördüncü yüzyılın ortasına tarihlenir. Mezarlık yaklaşık yedi yüzyıl kullanılır. Son mezar taşlarından biri, MS 340 yılında ölen bir boğayı kaydeder. Geç dönemde Bukhis Apis ile bir tutulur. Ölen boğa Osiris Bukhis adıyla anılır ve ölüler tanrısının bir bedeni sayılır.