Tolğay, Hakas Türklerinin Huban Arığ destanında geçen kamdır. Dokuz tüürü olduğu için destan onu dokuz tüürlü Tolğay kam diye anar. Tüür Hakas dilinde kam davulu demektir. Yeraltına inen geçidin iyesidir, yani o yolun sahibi sayılır. Destanın kadın yiğidi Huban Arığ'a ve ondan önce babası Hara Han'a başlarına geleceği haber verir, yolculukları konusunda uyarır ve yol gösterir.
Destanın yardımcı kadrosunda bilen ve sezen birden çok kişi vardır. Kahramanın annesi Hıyan Arığ olacakları önceden bilir, yol arkadaşı Kök Nincil hem savaşır hem sezer. Tolğay'ı bunlardan ayıran yan, bilgisinin bir sezgi değil bir uğraş olmasıdır. Öbürleri bildiğini söyler, o bildiğini davulunu döverek arar. Metnin kam geleneğine en açık yaslandığı yer bu kişidir.
Dokuz Tüürü
Kamın davulu Türk inanışında bir çalgıdan çok bir binektir. Kam davulunu döverek kendinden geçer, göğe çıkar ve yere iner. Bir kamın kaç davulu olduğu da gücünün ölçüsü sayılır. Tolğay'ın dokuz tüürü onu destandaki öbür bilenlerin üstüne çıkarır.
Dokuz, bu destanın en yüklü sayısıdır. Üst dünyada dokuz Yaratan yaşar, Huban Arığ'ın Kögetey Mirgen ile güreşi dokuz gün sürer, kılıcı dokuz yerinden kırılır. Tolğay'ın davul sayısı da bu düzenin içinde durur. Dokuz davullu kam motifi yalnız bu anlatıya özgü de değildir, Yenisey çevresinden derlenen başka metinlerde de görülür.
Kara Kayadaki Buluşma
Hara Han kırk kat yerin altına inmeye karar verdiğinde yolu Tolğay'a düşer. Kam, dokuz başlı bir kara kayanın içinde oturur. İçeri girildiğinde önce horultusu duyulur. O horultu uzaya kadar ulaşır ve gökteki kara bulutu kara yere çarpar. Destan onu uyurken bile çevresini altüst eden bir güç olarak tanıtır.
Yeraltına nasıl ineceğini soran Hara Han'a Tolğay dokuz tüürünün her birini sırayla kullanıp kamlayarak karşılık verir. Tek bir davul yetmez, dokuzu da dövülür. Sorulan şey bir yol tarifi değil, kapalı bir kapının açılmasıdır. Kamın işi burada bilgi vermekten öteye geçer, yolu bizzat o açar.
Geçidin İyesi
İye, Türk inanışında bir yerin ya da nesnenin sahibi sayılan varlıktır. Pınarın, dağın, ocağın iyesi olur. Tolğay'ınki bir yer değil bir geçittir, yeryüzünü yeraltına bağlayan yoldur. Bu onu iki dünyanın arasında duran bir kişi yapar.
Yeraltı, Türk anlatısında Erlik'in yönettiği dünyadır ve oraya inen geri dönmeyi kolay kolay umamaz. Huban Arığ da sonunda orada can verir. Tolğay'ın verdiği uyarı yolculuğu güvenli kılmaz, yalnızca bilinir kılar. Destan onu bir kurtarıcı olarak değil, yolun kuralını bilen ve söyleyen kişi olarak kurar.
Yol Gösteren Bilici
Yeraltına inecek olanın yolunun önce bir biliciden geçmesi başka mitolojilerde de görülen bir kuruluştur. Yunan anlatısında Odisseus ölüler ülkesine iner ve eve dönüş yolunu orada kör bilici Teiresias'tan öğrenir. Nors anlatısında Odin, oğlu Baldur'un gördüğü kötü düşlerin anlamını öğrenmek için ölüler ülkesine gider ve gömülü yatan bilici bir kadını uyandırıp konuşturur.
Aradaki fark bilicinin nerede durduğudur. Teiresias ölmüş bir kişidir ve ölüler arasında konuşur. Odin aradığı sözü almak için mezarı açmak zorunda kalır. Tolğay ise diri bir kamdır, geçidin bu yanında oturur ve inmeyi göze alanı yola çıkmadan önce karşılar. Türk anlatısında yeraltının bilgisi ölülerden değil, iki dünyaya birden gidip gelebilen kamdan alınır.