Türk halk inancında kılık değiştirerek insan kaçırdığına inanılan bir cindir. Eşek, köpek, domuz ve keçi kılığına girdiği söylenir. Geceleri kapıları çalar, ev sahibinin tanıdığı birinin sesiyle ve kılığıyla seslenip onu dışarı çağırır ve kandırdığını alıp götürür.
Derlendiği yer Erbil'dir. Oradaki Türkmenlerin anlatılarından kayda geçmiştir. Türk mitolojisinin gökle ve yaratılışla ilgili katmanına değil, gündelik korkuları düzenleyen halk inancı katmanına aittir.
Kandırma Biçimi
Onu öbür tekinsiz varlıklardan ayıran yan, hayvan kılığına girmesi değil tanıdık bir insanın sesini kullanmasıdır. Kapıyı çalan yabancı değildir, evdekinin bildiği biridir. Kurbanı dışarı çıkaran şey korku değil güvendir.
Anlatının işlevi bu ayrıntıda toplanır. Geceleyin kapıya gelen sese hemen uyulmaması gerektiğini söyler. Türk halk inancındaki tekinsiz varlıkların çoğu ıssız yerde karşıya çıkarken bu, doğrudan evin kapısına gelir. Tehlikeyi kırdan alıp eşiğe taşıması onu ayrı bir yere koyar.
Korunma
Ondan korunmak için pantolonun düğmelerinin açılması gerektiğine inanılır. Kayda geçen tek korunma yolu budur.
Bu uygulamada ne dua ne muska vardır. Korunma, giysi üzerinde yapılan bedensel bir işle sağlanır. Bağlı ya da kapalı olanın çözülmesiyle varlığın etkisinin de çözüleceği düşüncesi, Türk halk inancındaki koruyucu davranışların yaygın bir biçimidir.
Adı
Adın ilk parçası olan kara, varlığın geceyle olan bağını gösterir. Türk anlatısında bu sözcük yalnızca bir renk değildir, yeraltını ve görünmeyeni de karşılar.
İkinci parçanın kökeni açık değildir. Kaynaklarda kuşların yem kesesini karşılayan kursak sözcüğüyle ilişkilendirilir ve bunun, varlığın insanı yuttuğu inancıyla uyuştuğu söylenir. Bu bir öneridir, kesinleşmiş değildir. Türk dillerinde sesçe yakın duran bir başka sözcük daha vardır. Uygurcada korçak, Kazakçada kuvırşak, Kırgızcada kurçak biçiminde geçen ve bebek, kukla anlamına gelen bu sözcüğün Karakorşak ile bağı ise kurulmuş değildir.
Adın kara kuş anlamına geldiği yolundaki açıklama yanlıştır. Ad ile kuş arasında bir bağ kurulmamıştır ve derlemelerde varlığın kuş kılığına girdiği de söylenmez.
Kaynaklardaki Durumu
Hakkında bilinenler tek bir alan derlemesine dayanır ve o derleme birkaç cümleden ibarettir. Kendisine bağlı bir anlatı, bir olay ya da bir tören aktarılmaz. Bilinen her şey kılıkları, kandırma yöntemi ve korunma yolundan oluşur.
Sonraki dönemde düzenlenen Türk mitolojisi sözlüklerinde ad yaygınlaştıkça kendisine yeni nitelikler yakıştırılmıştır. Bunların en çok yayılanı, varlığın Altay inancına bağlanması ve kara tüylü dev bir kuş olarak anlatılmasıdır. İkisinin de derlemede karşılığı yoktur. Bu maddede yalnızca derlemede geçen bilgi verilmiştir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Kılık değiştirip yolcuyu kandıran varlık Japon anlatısında da vardır. Tilki Kitsune insan kılığına girer, çoğunlukla genç bir kadın olarak görünür ve peşine düşeni yolundan eder. İkisinde de kandırma güçle değil görüntüyle yapılır ve kılığın bozulduğu an her şeyin anlaşıldığı andır.
Sesle çağırma bakımından en yakın koşutluk Yunan anlatısındaki Siren iledir. O da gemiciyi zorla değil, duymak istediği sesle kendine çeker. Aradaki fark sesin nereden geldiğidir. Siren uzaktaki bir adadan seslenir, Karakorşak ise evin kapısından.
Türk anlatısı içinde ıssızlıkta yolcunun karşısına çıkan Gulyabani ile ormanda insanı yoldan eden Şürele onun en yakın akrabalarıdır. Üçü de insanı bulunduğu yerden koparıp götürmeye çalışır. Karakorşak'ı ayıran, bunu insanın kendi evinin eşiğinde denemesidir.