Bennu, Mısır mitolojisinde güneşle, yaratılışla ve yeniden doğuşla bağlantılı kutsal kuştur. Güneş tanrısı Ra'nın ba'sı, yani kişiliğini taşıyan ruhu sayılır. Hiçbir varlıktan doğmadığına, kendiliğinden var olduğuna inanılır. Sabah doğan güneşin bokböceği biçimi Hepri gibi o da güneşin her gün yeniden doğuşunu anlatır. Başlıca tapım yeri, Yunanların Heliopolis dediği güneş kentiydi.
Adının yükselmek, parlayarak doğmak anlamındaki bir fiilden geldiği kabul edilir. Sulardan yükselen ilk tepeyi simgeleyen benben taşının adı da aynı köke bağlanır. Sanlarından biri bayramların efendisidir. Bu san, kralın gücünün yenilendiği bayramlarla kuşun sürekli yenilenen doğası arasında kurulan bağı gösterir.
Yaratılıştaki Yeri
Heliopolis anlatısına göre başlangıçta yalnızca Nun denilen sonsuz sular vardı. Bennu bu suların üzerinde uçar ve sulardan yükselen ilk kayaya konar. Sessizliği bozan ilk ses onun çığlığıdır ve yaratılacak olanın ne olacağını bu çığlık belirler. Bu yüzden kuş, yaratıcı tanrı Atum'un işini başlatan güç olarak da görülür.
Piramitlerin iç duvarlarına yazılmış en eski dinsel metinlerde Atum'a seslenen bir dize, tanrının Heliopolis'teki Bennu Evi'nde benben taşı olarak yükseldiğini söyler. Kuşun konduğu bu taşın biçimi, dikilitaşların sivri ucunda ve piramitlerin tepe taşında yaşar. Bennu da çoğu kez bu taşın ya da bir sütunun üzerinde tünemiş olarak çizilir.
Görünümü
En eski metinlerde Bennu'yu yazan işaret, küçük ötücü bir kuşa benzer. Bunun sarı kuyruksallayan olabileceği ileri sürülmüştür, ama görüşün sağlam bir dayanağı yoktur. Yeni Krallık'tan itibaren ise Bennu, uzun gagalı ve ensesinde iki uzun tüy bulunan büyük, gri bir balıkçıl olarak resmedilir. Başında çoğu kez güneş kursu taşır. Osiris ile bağı öne çıktığında kursun yerini, Osiris'in iki yanı tüylü beyaz tacı atef alır.
Birleşik Arap Emirlikleri'nde insan boyunda dev bir balıkçılın kalıntıları bulunmuştur. Bu türün MÖ 1500 dolaylarında yok olduğu düşünülür. Bennu tasvirine onun esin vermiş olabileceği ileri sürülür ve türe Bennu'nun adı verilmiştir.
Ölüler Diyarında
Güneşin her sabah yeniden doğuşunu simgelediği için Bennu, ölünün de yeniden doğacağının güvencesi sayılır. Ölüler Kitabı'ndaki büyü sözlerinden biri, ölünün Bennu biçimine girmesi için okunur. Yüreği korumaya ayrılmış bir başka sözde ölü, kendini Ra'nın ruhu olan Bennu diye tanıtır. Bokböceği biçimli muskalarda da kuş yeniden doğuşun işareti olarak yer alır.
Aynı kitabın en uzun bölümlerinden birinde ölü, Heliopolis'teki büyük Bennu olduğunu ve var olan ile var olacak her şeyin kaydını tuttuğunu söyler. Metnin kendi açıklamasına göre bu kuş Osiris'tir. Böylece Bennu yalnızca sabah güneşine değil, ölüp dirilen tanrıya da bağlanır. Osiris ile ilişkilendirilen söğüdün dallarında tünemiş olarak çizilmesi de bu bağdandır.
Feniks Efsanesi
MÖ 5. yüzyılda Mısır'ı gezen Herodotos, Heliopolis halkından feniks adlı bir kuşun öyküsünü dinlediğini yazar. Anlatıya göre kuş beş yüz yılda bir, babası öldüğünde Arabistan'dan gelir. Babasının bedenini mürden yaptığı bir yumurtanın içine koyup Heliopolis'teki güneş tapınağına taşır. Herodotos kuşu yalnızca resimlerde gördüğünü, kartala benzediğini ve tüylerinin kırmızıyla altın renginde olduğunu söyler, öyküye inanmadığını da ekler.
Feniksin kendini yakıp küllerinden yeniden doğması sonraki Yunan ve Latin yazarlarda belirir. Yunanca adın Bennu'dan türemiş olabileceği ileri sürülür, ama bu kesin değildir. Mısır kaynakları Bennu'nun ölümünden söz etmez. Onun yenilenmesi beş yüz yılda bir değil, güneşle birlikte her sabah gerçekleşir. Türk mitolojisindeki talih kuşu Hüma da sonraki anlatılarda yanarak küllerinden doğan bu kuşla birleşir.