Dede Korkut anlatılarında Oğuz'un en çok anılan düşman beyidir. Hükümdar anlamına gelen melik unvanını taşır ve Gürcistan sınırının ötesindeki Hristiyan beylerinin başında gösterilir. Kitap onu ve askerini sası dinli, yani kokuşmuş dinli kâfir diye anar, ordusunu da alaca atlı bir süvari olarak betimler.
Asıl anlatısı Salur Kazan'ın evinin yağmalandığı boydur. Kazan ava çıkmışken obasını basar, ailesini tutsak alır ve sonunda onun elinde can verir. Buna karşılık adı sonraki birkaç boyun savaş sahnesinde yeniden geçer. Oğuz'un karşısına her seferinde aynı kalıp sözlerle çıkan bu figür, kitaptaki kâfir düşmanın en belirgin yüzüdür.
Adı
Ad, kitabın Dresden yazmasında on üç kez geçer. Yaygın okunuş Şökli ya da Sökli biçimindedir, bunların yanında Sökeli, Sokulu ve Şükli gibi okumalar da önerilmiştir. Yazmadaki harfler birden çok okunuşa elverişli olduğu için adın kökeni ve anlamı üzerinde görüş birliği yoktur. Günümüz anlatımlarında Şöklü Melik biçimi de sık görülür.
Obanın Basılması
Bir şölende sarhoş olan Kazan beyleriyle ava çıkar, evini oğlu Uruz ile üç yüz yiğidin korumasına bırakır. Obanın Gürcistan ağzında korumasız kalacağı uyarısı dinlenmez. Kâfirlerin casusu durumu Şökli Melik'e iletir ve yedi bin kişilik ordu gece yarısı obaya varır.
Altın otağlar yıkılır, hazine yağmalanır, atlar ve develer sürülür. Burla Hatun kırk ince belli kızla, Uruz kırk yiğidiyle, Kazan'ın yaşlı annesi de öbür tutsaklarla birlikte götürülür. Baskının ardından kâfirler Kazan'a ettikleri zararları tek tek sayıp övünürler.
Karaçuk Çoban'ın Sürüsü
Bir kâfir, Kazan'ın kapı derbendinde otlayan on bin koyunu hatırlatır ve bunlar da alınırsa öcün tamamlanacağını söyler. Şökli Melik sürünün üzerine altı yüz atlı gönderir. O gece kara kaygılı bir düş gören Karaçuk Çoban, kardeşleri Kıyan Güci ile Demir Güci'yi yanına alır, ağılın kapısını sağlamlaştırır ve üç yere tepe gibi taş yığar.
Kâfirler önce çobanı Şökli Melik'e boyun eğmeye çağırır, karşılığında ona beylik vaat eder. Çoban bunu aşağılayarak geri çevirir ve sapanıyla taş yağdırır. Kâfirlerin üç yüzü sapan taşıyla düşer, iki kardeş şehit olur, kalan düşman korkuya kapılıp çekilir. Böylece yağma sürüye ulaşamaz.
Tutsaklara Kurulan Tuzaklar
Şökli Melik, yiyip içtiği mecliste Kazan'a en ağır gelecek öcün onun hatununu getirip kendisine sağrak, yani içki sundurmak olduğuna karar verir. Burla Hatun kırk kıza, hangisi tutulursa tutulsun hepsinin "Kazan'ın hatunu benim" diye ses vermesini öğütler. Gelen adam kırk ayrı yerden aynı yanıtı alır ve hatunu seçemez.
Bunun üzerine daha ağır bir buyruk verilir. Uruz çengele asılacak, etinden kavurma pişirilip kırk kıza sunulacaktır. Yemeyen kadın hatun olarak ortaya çıkacak ve sağrağı o sunacaktır. Ana ile oğul bu buyruğa ağlaşırken Kazan ile Karaçuk Çoban düşmanın karşısına varır.
Pazarlık ve Sonu
Kazan otağının, hazinesinin, oğlunun ve sürülerinin düşmanda kalmasına razı olur, karşılığında savaşmadan yalnızca annesini ister. Kâfirler bunu da reddeder. Yaşlı kadını bir keşiş oğluna verip doğacak çocuğu Kazan'a hasım olarak yetiştireceklerini söylerler. Öfkelenen Karaçuk Çoban, yaşlanmış kadından oğul doğmayacağını, soy almak istiyorsa Şökli Melik'in kendi kızını Kazan'a vermesini söyleyerek alay eder.
Bu sırada Kara Göne başta olmak üzere Oğuz beyleri birer birer yetişir. Çarpışmada Deli Dündar sağdan, Kara Budak soldan, Kazan ortadan at teper. Kazan Şökli Melik'e denk gelir, onu attan yere düşürür ve başını keser. Sağ kanatta Kara Tüken Melik Dündar'ın, sol kanatta Boğaçuk Melik Kara Budak'ın elinde yere serilir. On iki bin kâfir kılıçtan geçer, tutsaklar kurtarılır.
Öbür Boylardaki Görünüşü
Başının kesilmesi onu kitaptan silmez. Bamsı Beyrek'in kurtarıldığı boyda Bayburt hisarı önündeki çarpışmada Kazan yine Şökli Melik'i attan düşürür. Aynı savaşta Deli Dündar Kara Tekür'ü, Kara Budak da Kara Arslan Melik'i devirir. Uruz'un tutsak düştüğü boyda da savaş düzeni hemen hemen aynıdır. Kazan merkezde tekür ile Şökli Melik'e yüklenir, kanatlarda yine Kara Tüken Melik ile Boğaçuk Melik vardır.
Begil oğlu Emren'in boyunda ad yalnızca soylamalarda geçer. Düz anlatımda tekür diye anılan düşman, Begil'in oğluna söylediği dizelerde pusu kuran alaca atlı Şökli Melik olarak gösterilir. Bu boyda düşman Emren'e yenilir, aman diler ve Müslüman olur. Boylar arasında bu tür bir süreklilik gözetilmediği için Şökli Melik, tek bir kişiden çok Oğuz'un kâfir hasmına kalıplaşmış biçimde verilen bir ad gibi görünür.