Türklerde en üstün ve her şeyi gören, bilen, yöneten varlık olarak kabul edilir. Tengri, genellikle gökyüzü ile özdeşleştirilmiştir.
Tengri, doğrudan kişisel bir tanrıdan ziyade evrensel bir güç ve düzeni temsil eder. Gök ile ilişkilendirildiği için sonsuzluk, açıklık ve yücelik gibi kavramlarla bağlantılıdır. Tengri, dünya düzenini koruyan ve insanlara kader çizen bir varlık olarak görülür. Ancak, doğrudan insani bir forma bürünmez.
Tengri ve Kayra Han İlişkisi
Tengri, daha soyut ve evrensel bir ilahiyeti temsil ederken, Kayra Han daha kişisel ve somut bir yaratıcıdır. Bu figürlerin anlatıları bazen farklılık gösterebilir, bazı söylencelerde Kayra Han, Tengri'nin bir yansıması ya da onun iradesini yerine getiren bir varlık, bazı söylencelerde Tengri'nin oğlu ya da yardımcısı olarak betimlenir.
Adı ve İnanç Sistemi
Tengri sözcüğü, en eski Türkçe metinlerden itibaren hem gök hem de tanrı anlamında kullanılmıştır. Orhun Yazıtları'nda hükümdarın gücünü ve yetkisini Tengri'den aldığı açıkça belirtilir; kağan, Tengri gibi gökte olmuş sözleriyle anılır ve tahtı göğün onayına dayandırılır.
Bu inancın merkezinde Tengri'nin bulunduğu düzene sonradan Tengricilik adı verilmiştir. Bir kişi ya da yontuyla değil, doğrudan gökle simgelenmesi bu inancın en belirgin yanıdır; Tengri'ye çoğunlukla açık havada, yüksek yerlerde yönelinir.
İnanç İçindeki Yeri
Göğü ve onun katlarını yöneten büyük tanrıların üzerinde, en yüksek ve kuşatıcı ilke Tengri'dir. Gökyüzünü yöneten Ülgen ve yeraltını yöneten Erlik gibi tanrılar evrenin işleyişini paylaşırken, bütün bu düzenin dayandığı üstün güç Tengri olarak düşünülür.
Doğumun koruyucusu Umay ve yer-su iyeleri de bu gök merkezli tasavvurun parçalarıdır; yükseklik ile kutsallık arasındaki bağ, Türk mitolojisinin bütününe Tengri inancından yayılmıştır.